|
Bağırsak Hastalıkları, Tanıları, Korunma Yöntemleri ve Tedavi Çeşitleri
1- Iritabl Barsak Sendromu (IBS) 2- Kolit (Kalınbağırsak İltabı) 3- İshal 4- Hemoroit - Basur 1- Iritabl Bağırsak Sendromu: Sunum 1:
Özellikle orta yaşlarda görülen Iritabl Bağırsak Sendromu (IBS), sindirim sistemiyle ilgili bir sorun olduğu için yedikleriniz çok önemli. Yaşam tarzınızı ve beslenme biçiminizi kontrol etmenizde fayda var Iritabl bağırsak sendromu en sık görülen sindirim sistemi bozukluğudur. Endüstrileşmiş ülkelerde yaklaşık 5 kişiden birinde bu rahatsızlık bulunmaktadır. Mide ülseri ya da artrit gibi hastalardan farklı olarak, kişide IBS olup olmadığını gösterecek herhangi bir test bulunmamaktadır. Belirtileri kişiden kişiye değişmekte; karın ağrısı ve rahatsızlık, kabızlık ve / veya ishal, şişkinlik ve aşırı gaz, dışkıda mukus yapı, bağırsakların tam boşaltılamadığı hissi, sık idrara çıkma isteği, yorgunluk, sırt ve bel ağrısı, nefes darlığı görülebilmektedir. İBS'lilerin yüzde 40'ı 35-50 yaş arasındadır, yaşlandıkça belirti sıklığı azalır. Sorunu ortaya çıkaran nedenlerin psikolojik, fizyolojik unsurlar ve beslenme şeklinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sindirim sistemiyle ilgili bir bozukluk olduğu için yiyeceğin çok önemli rolü vardır. Posadan (liften) yetersiz beslenme, belirli yiyeceklere karşı hassasiyet, enfeksiyonlar, antibiyotik kullanımı, stres, adet görme ve sigara da bu hastalığın seyrini etkilemektedir. Belirtilerin şiddetini azaltmak ve tekrarlanmasını önlemek için yaşam tarzınızı ve beslenme şeklinizi değiştirmeniz gerekiyor. 
Sunum 2:
İRRİTABL BARSAK SENDROMU (İBS) İrritabl Barsak Sendromu (İBS) karın ağrısı, şişkinlik ve barsak alışkanlığı değişiklikleri ile seyreden ve sık karşılaşılan bir barsak hastalığıdır. Bazı hastalarda kabızlık ile (zorlanarak veya seyrek dışkılama) bazılarında ise ishal ile seyreder. Bir kısım hasta ise dönem dönem her ikisini de yaşar. İBS yıllar boyu farklı isimlerle anılmıştır: Kolit, spastik kolon, mukuslu kolit. Ancak kolit kelimesi kalın barsakların inflamasyonu anlamına gelmektedir ve bu ifadenin İBS ile bir ilgisi yoktur. İBS’ de inflamasyon yoktur ve daha ağır seyri olan kolitlerle karıştırılmamalıdır. İBS hekimler tarafından fonksiyonel bir barsak hastalığı olarak adlandırılır. Bunun anlamı altta yatan organik bir bozukluk olmaması, farklı tetkiklerle bir patoloji saptanamamasıdır. İBS daha sonra kanser gibi daha ciddi bir hastalığa dönüşmez, hayatı tehdit edici bir yönü yoktur. Ancak hastaların hayat kalitelerini olumsuz yönde etkiler. İBS hastaları uzun seyahatlere çıkmamayı tercih edebilirler. Yine bu hastalarda, şikâyetler nedeniyle işyeri ve okul devamsızlığı, olmayanlara göre daha sıktır. Sindirim sistemi ağızdan başlayıp anüste sonlanan bir boru gibidir. Mideden ince barsağa, oradan da kalın barsağa geçen sindirilmiş gıdaların, su ve tuz içeriği burada emilerek kan dolaşımına geçer. Sindirilmiş gıdalar, içerdikleri su ve tuzların büyük bölümü emilene kadar günlerce kalın barsakta kalabilirler. Bu işlem tamamlanınca kalın barsağın sol tarafında birikir ve bir barsak hareketi oluştuğunda dışkı olarak atılırlar. Barsakların ve içeriklerinin hareketleri hormonlar, sinirler ve barsak duvarındaki kasların kasılmaları ile gerçekleşir. Araştırmalar, İBS hastalarının barsak kaslarının normal kişilerde hiçbir etki oluşturmayan uyaranlarla dahi kasıldığını göstermiştir. Yemek ve bunun sonucunda oluşan gaza bağlı gerginlik gibi sıradan olaylar İBS hastalarında aşırı bir cevap oluşturabilir. Bazı gıdalar ve ilaçlar da şikâyetleri artırabilir. Bazen bu kasılmalar dışkı geçişini zorlaştırır ve kabızlık ortaya çıkar. Çikolata ve süt içeren ürünler ve yüksek miktarda alkol tüketimi sıklıkla şikâyetleri artırır. Kafein birçok kişide yumuşak dışkılamaya neden olur, ancak İBS hastalarını çok daha fazla etkilemektedir. Araştırmacılar, İBS’li kadınların adet dönemlerinde şikâyetlerinin arttığını bulmuşlardır. Bu artıştan üreme hormonlarının sorumlu olduğu düşünülmektedir. Normal barsak fonksiyonunun tarifi kişiden kişiye değişir. Bir günde 3 kezden, haftada 3’e kadar dışkılama normal sayılabilir. Normal dışkılama çok sert olmayan, şekilli, kan içermeyen, ağrısız ve krampsız olarak tarif edilir. İBS’li hastalar genellikle kramp tarzında karın ağrısına eşlik eden kabızlık veya ishalden şikayet ederler. Bazı hastalarda kabızlık ve ishal birbirini izleyebilir. İBS hastalarında bazen dışkıyla beraber mukus (sümüksü salgı) gelebilir. Kanama, ateş, kilo kaybı ve sürekli ciddi karın ağrısı İBS’nin semptomları değildir ve başka hastalıkları düşündürmelidir. İBS’ ye özgü bir tanı yöntemi yoktur. İBS teşhisi olası bir organik hastalık şüphesinin giderilmesi ile konulur. Doktor, bulguların detaylı bir tarifi ile tanıya yönelecektir. Fizik muayene ve laboratuar testleri uygulanmalıdır. Dışkı örneği, kanama açısından incelenmeli, ayrıca röntgen veya alt sindirim sistemi endoskopisi (esnek bir tüple kalın barsakların incelenmesi) gibi tetkikler uygulanabilir. Tüm bunlar organik bir hastalık olmadığından emin olmak için uygulanır. Birçok İBS hastası şikâyetlerinin, bir öğünden sonra veya stres altındayken ortaya çıktığını bildirir. Bunun tam nedeni bilinmemekle beraber bilim adamları bazı açıklamalar yapmışlardır. Beslenme kalın barsakta kasılmalara neden olur. Normalde, bu kasılmalar sonucunda, bir öğünü takip eden 30-60 dakika içinde acil dışkılama olabilir. İBS hastalarında ise, bu acil ihtiyaç daha çabuk gelişir ve ağrı, kramplar ve diyare eşlik eder. Bu cevabın şiddeti sıklıkla öğünün kalorisiyle, özellikle de içerdiği yağ miktarı ile ilişkilidir. Yağlar (hayvani ve bitkisel) kalın barsak kasılmalarını uyarır. Stres de İBS hastalarında kalın barsak spazmlarını uyarır. Bunun nedeni tam olarak aydınlatılamamış olmakla beraber bilim adamları kalın barsağın kısmen sinir sistemi kontrolünde olduğuna işaret ederler. Stresi azaltmak ve gevşeme tekniklerini öğrenmek İBS semptomlarının rahatlatılmasına yardımcı olabilir. Ancak İBS psikolojik bir hastalık veya kişilik bozukluğu gibi düşünülmemelidir. İBS kalın barsak hareketlerinde ve algılamasında bozuklukla ilişkilidir. Birçok hastada uygun bir beslenme alışkanlığı İBS semptomlarını hafifletebilir. Beslenme değişikliğini gerçekleştirmeden önce, bir günlük tutularak hangi gıdaların şikâyetleri daha çok artırdığını belirlemek doğru olacaktır. Bu bulguları doktorunuzla paylaşarak veya bir beslenme uzmanına başvurarak doğru bir program oluşturabilirsiniz. Doğal lif birçok vakada İBS semptomlarını rahatlatır. Entegral ekmek, tahıllar, bakliyatlar, meyveler ve sebzeler iyi birer lif kaynağıdır. Çok yüksek oranda lif içeren bir beslenme gaz oluşumunu ve şişkinliği artırabilir. Bu nedenle uygun miktarı içeren bir beslenme uygulanmalıdır. Çok yüklü öğünler İBS hastalarında kramp ve diyareye neden olabilir. Sık ve daha küçük öğünler yemek, bu şikayeti ortadan kaldırabilir.

Prebiyotik yoğurt pek çok sıkıntınızı yok edebilir Probiyotik ve prebiyotik yoğurt düzenli olarak tüketildiğinde içindeki yararlı bakteriler sayesinde vücudun mikroplara karşı direncini artırarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Prebiyotikler bağırsaklarda bulunan yararlı bakterilerin gelişimini artırıyor. Bağırsakta uygun ortamın sağlanmasına yardımcı oluyor. Böylelikle ishal, kabızlık, irritabl bağırsak sendromunu iyileştirici etki gösteriyor. Bağırsakta uygun ortamın olması kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko gibi önemli minerallerin emilimini artırıyor. Bu hastalıktan az etkilenmek için yapmanız gerekenler Az az ve sık sık yiyin: Öğünlerinizin sayısını artırın ama az yiyin. Bir anda çok miktardaki yiyecek girişi, sindirim sisteminizi zorlayabilir. Akşam yemeği en hafif yemek olmalı. Akşam yemeğini yatmadan en az dört saat önce yemeye gayret edin. Vücudunuzun yediklerinizi sindirmek için zamana ihtiyacı var. Ayrıca bu daha iyi uyumanızı sağlayacak. Öğünlerinizi atlamayın: Düzenli yemek bağırsakların da düzenli çalışmasını sağlamaktadır. Posadan zengin yiyecekler tüketin: Posa yani lif bakımından zengin yiyeceklerin tüketimi rahatsızlıkların azalmasını sağlıyor. Sağlıklı bir insanın günde 25-30 gr. posa alması gerekiyor. Gaz yapan ve size dokunan yiyeceklerden uzak durun: Kurubaklagiller, lahana, brüksellahanası, bezelye gibi gaz yapan yiyecekleri az tüketin. Eğer size dokunan bir yiyecek varsa, o yiyeceği belirleyip ya yememeniz ya da azaltmanız gerekebilir. Günde 2-2.5 lt. su için: Su kabızlığı önlemede en önemli faktörlerden biridir. Her gün bir kase probiyotik yoğurt yiyin: Bağırsaklarımızda sindirime yardımcı olan ve bağırsakların sağlıklı kalmasını sağlayan yararlı bakterilerin yanı sıra zararlı bakteriler de var. Bağırsaklarda yararlı bakteri sayısını artırıp dengeyi sağlamak için en kolay yol her gün bir kase probiyotik yoğurt yemek. Nane, papatya, rezene çayı için: Sindirime, şişkinliğe ve gaza karşı etkili olduğu bilinmektedir. Yürüyüş yapın: Düzenli spor yapmak IBS belirtilerini azaltmaktadır, günde en azından yarım saatlik yürüyüşün bile etkisini göreceksiniz. Sigara ve alkol tüketmeyin: Nikotin ve alkol bağırsak hareketlerini negatif etkilemektedir. Bırakamıyorsanız en azından azaltmaya çalışın. Bu yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durun: Beyaz ekmek, beyaz makarna, bisküviler, kurabiyeler, kekler, börekler, mısır, yulaf, peynir, süt, yumurta, çay, kahve, kolalı içecekler ve gazozlar, çikolata, aşırı şekerli yiyecekler, mayalı yiyecekler, şekerli meyve suları ve aşırı baharatlı yiyeceklerin tamamının veya birkaçının tüketimi IBS'ye neden olabilmektedir. Doktor kontrolünü ihmal etmeyin: IBS uzun süreli bir sorundur. Belirtiler gidip gelse de kalıcı bir tedavi söz konusu değildir. Durumunuza tanı konulduktan sonra kontrol için tekrar doktora gitmeniz gerekebilir.
Doğa Harikası Rezene:
Rezene vücut sıvılarını dengeler Rezene balgam söktürücü, diüretik (idrar söktürücü), süt gelişini artırıcı, hazmettirici, gaz söktürücü, yatıştırıcıdır. Ayrıca ağrı kesici, ateş düşürücü ve antimikrobial etkileri de rapor edilmiştir. Östrojen benzeri etkileri saptanmıştır. Rezene meyveleri müsilaj, şeker, nişasta, tanen, sabit ve uçucu yağlar taşır. Bronşitte, öksürük nöbetlerinde, mide-bağırsak gazlarında, çocuklardaki kolik tarzı gaz sancılarında, irritabl kolon sendromunda kullanılır. Özellikle tohumlarının süt gelişini artırıcı etkisi çok kuvvetlidir. Bir fincan suda kaynatılan bir tutam rezene tohumu, çay kaşığıyla bebeğe birer yudum içirilince operasyon tamamlanıyor. Almanya'da ilaç olarak kullanımı onaylanmış bir bitki olan rezene, potasyum ve sodyum açısından çok zengin. Vücut sıvılarının dengelenmesindeki etkisi de bu sodyum-potasyum beraberliğinden kaynaklanıyor. Hazmı kolaylaştırıcı olmanın ötesinde açlığı giderici bir etki de yaratan rezene, mide guruldamalarının en doğal çaresi olarak öneriliyor. Rezene sadece bedenin değil ruhun da beslenmesine yardımcı oluyor. Teskin edici etkisiyle sinirleri yatıştırıp mutlu kılıyor. Bilinen bir yan etkisi bildirilmemekle birlikte hamilelikte kullanımı önerilmez. HASTALARA ÖNERİLER ‘Farklı Açıdan Benzer Öğütler’
Rahatsızlığınızı Artırdığını Düşündüğünüz Yiyeceklerden Uzak Durun IBS hastalarının kişiden kişiye değişmekle beraber bazı yiyeceklere hassasiyet gösterdiği gözlenmiştir. Bu nedenle rahatsızlığınızı arttırdığını düşündüğünüz yiyecekleri belirleyerek bu yiyeceklerden uzak durmaya çalışmak yarar getirecektir. Eğer henüz böyle bir tespitiniz yoksa rahatsızlığınızın başladığı zamanlarda hangi yiyecekleri tüketmiş olduğunuzu not ederek bir süre sonra, bu yiyecekleri belirleyebilirsiniz. Ancak doktorunuza danışmadan özellikle ana gıdaları kesmek vücudunuzu güçsüz bırakabileceğinden, elde ettiğiniz sonuçları doktorunuzla paylaşmakta fayda vardır. Sık sık ama az yiyin Sindirim sisteminizi büyük ana yemekler ile yormak yerine sık sık ama az yemeye gayret gösterebilirsiniz. Böylece 3 ana öğün ile çok yemek yerine, öğünleri bölerek tüm güne yayabilirsiniz. Bu öğünlerden sonuncusu olan akşam yemeği en hafif öğün olmalıdır. Ayrıca yemeği uyku saatinden birkaç saat önce yemek rahatlatıcı bir unsurdur. Düzenli Yemek Yiyin Yemek saatlerinin düzenlenmesi ve öğün atlamadan beslenmek barsakların düzenli çalışmasını sağlar. Özellikle kahvaltı, barsaklarınızı çalışmak üzere uyaran önemli bir öğündür. Bu nedenle bir meyva veya küçük bir sandviç ile bu öğünde mutlaka birşeyler yenmesi gerekir. Bol Su İçin Su, kabızlığı önlemede oldukça etkilidir. Ayrıca IBS’ li hastaların sık sık yaşadığı ishal de sıvı kaybını artırır. Bu nedenle günde en az 8-10 bardak su içerek sindirime yardımcı olabilirsiniz. Bitki Çaylarını Tercih Edin Özellikle papatya, nane ve rezene çayları şişkinlik ve gazı gidermede yardımcıdır. Bu nedenle gerek evde gerekse dışarıda siyah çay yerine bitki çaylarını tercih etmeniz sizi rahatlatacaktır. Gaz Yapan Yiyecekleri Az Tüketin Özellikle yoğun gaz şikayeti olan hastaların, baklagilleri, fasulye, bezelye, nohut, vb yiyecekleri daha az tüketmesi bu şikayetin azalmasını sağlayacaktır. Daha Çok Egzersiz Yapın Egzersiz yapmanın IBS belirtileri üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu nedenle mümkün olduğunca hareketi artırarak , yürüyüş, hafif koşular, yüzme gibi aktivitelere zaman ayırmanız hem belirtileri azaltacak hem de sağlıklı yaşam dengenizi korumanıza yardımcı olacaktır. Sigarayı Bırakmaya Çalışın Sigaranın, diğer pek çok zararları ile beraber sindirim sistemi üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Bu nedenle eğer sigara kullanıyorsanız, en azından atak dönemlerinde azaltmak hayatınızı kolaylaştıracaktır. Alkol alımında limitleri aşmamaya çalışın Fazla alkol alımı barsakları olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle hafif alkollü içecekleri tercih etmek ve aşırıya kaçmamak gerekir. Stresten uzak durmaya çalışın Stres, artık yoğun günlük hayatın bir parçası haline geldiyse de küçük önlemler ile hayatımızdan uzaklaştırmamız gereken bir unsur olduğu tartışılmaz bir gerçek. Özellikle IBS’nin önemli tetikleyicileri arasında bulunan stresten uzak durmak için deneyebileceğiniz birkaç yöntem olabilir: 
• Yemeklerinizi sakin ortamlarda, yavaş yavaş yiyin • Stres ile başa çıkmanızı kolaylaştıracak yöntemler kullanın: Meditasyon, yoga veya en azından sevdiğiniz bir müzik eşliğinde aktivitelerinizi gerçekleştirme gibi... • Masaj: Mümkünse tüm vücudunuza uygulanacak bir masaj ile rahatlayabilirsiniz. Ancak IBS ile ilgili belirtiler sırasında da karnınızı dairesel hareketler ile ovarak kendi kendinize masaj yapabilirsiniz. Belirtilerin azalması stresinizi de azaltacaktır. Özellikle Tercih Edebileceğiniz Yiyecekler • Meyve ve sebzeler (Narenciye hariç) • Kepekli pirinç, pirinç unu • Tahıllar • Su • Bitkisel çaylar • Tavuk • Balık • Patates, patates unu • Doğal yoğurt • Ayçiçeği çekirdeği ve balkabağı çekirdeği, keten tohumu, susam • Bol su Kaçınmanız Gereken Yiyecek ve İçecekler • Peynir • Süt • Kafein içeren içecekler ( Çay, kahve, kola) • Çikolata • Aşırı şekerli, çok yağlı, aşırı baharatlı ve mayalı yiyecekler • Kırmızı et • Kuru meyve • Alkollü içecekler • Suni tatlandırıcılı, diyet yiyecek ve içecekler • Buğday ve elenmemiş buğday unundan yapılmış yiyecekler(beyaz ekmek, beyaz makarna, bisküviler, kurabiyeler, kekler, börekler) Kaynak: İKTİBAS : http://www.tedavisi.biz/dahiliye/irritabl.barsak.sendromu.htm 2: KOLİT Kalınbağırsağa tıp dilinde “kolon” denir. Kolon’un iltihaplanmasına da “kolit” denir. Kolit’in birden başlayıp 1-2 haftada geçen tipine “akut” (ivegen, “aigue”) kolit denir. Genellikle tedaviye cevap verir ve çabuk iyileşir. Uzun süre devam eden ve kolay kolay iyileşmeyenine de “kronik”kolit denir. Genel olarak kolit dendiğinde bu kronik form anlaşılır. Kolit deyimi çoğu kez yanlış kullanılır. Sık sık ishal olan veya kabızlığı bulunan kimseler, karnı ağrıyanlar kendilerinde “kolit” bulunduğunu ifade ederler. Seneler önce bir hekim ona koliti olduğunu söylemiştir, o da bu teşhisi benimsemiştir. Kendisinde kolit bulunduğunu söyleyen hastaların sadece %5 inde gerçek kolit mevcuttur. Kolit ciddi ve bazen hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Kalınbağırsakta yaralar bulunur. Bunlar sık olarak kanar. Yani dışkı genelde kanlı ishal şeklindedir. Kolonoskopide yaralar görülür, biyopsi ile teşhis konur. Kanlı dışkısı bulunmayanlarda kolit olasılığı yok denecek kadar azdır. Uzun süren tedavilere rağmen iyileşmeyen vakalarda amelyatla kalınbağırsağın hasta bölümü çıkarmak zorunda kalınır. Kendisinde “kolit” bulunduğunu söyleyen hastaların çoğundaki hastalık kolit değil, “aşırı kolon duyarlığı” (irritable colon disease) hastalığıdır. Bu hastalık tamamen sinirseldir ve kolonoskopi yapıldığında kalınbağırsakta hiçbir şey görülmez, tamamen normaldir. Sindirim kanalı (yemekborusu, mide, ince ve kalınbağırsaklar) hareketli organlardır. Yutulan lokmalar mide ve bağırsaklarda sürekli olarak aşağıya doğru hareket eder. Sindirilen kısımlar bağırsaklarda emilirler, sindirilemeyen posa kısmı, dışarı atılmak üzere, makada (anus) kadar iner. Sindirim kanalının bu hareketliliğini sağlayan kaslar, irademizle çalışmazlar. Tıpkı kalbimiz gibi biz bağırsaklarımızın çalışmasını kontrol edemeyiz. Bu iş kendi kendine olur. İrademiz dışı emir ileten sinirlere “otonom sinirler” denir. Bu sinirler iki gruptur : “Parasempatik sinirler” hareketleri hızlandırırlar. “Sempatik sinirler” ise bağırsak hareketlerini yavaşlatırlar. Bu iki sistem dengeli çalıştığında her şey normal gider. Parasempatik sinirler baskın olduğunda ishal, sempatikler üstün olduklarında kabız bulunur. Bu gibi kimselerde kalınbağırsaklarda yer yer sıkışma (spazm) bulunur. Hem kabız vardır, hem de dışkı sert küçük parçalar halindedir (keçi pisliği gibi dışkılama). Bunlarda bağırsaktaki gazların çıkışı da güçleşmiştir. Karın ağrıları ve karında gurultu bulunur. Bu tip rahatsızlığa “spastik kolon” da denir. Aşırı kolon duyarlığı olan hastaların bir bölümünde ise ishal ön plandadır. Bunlarda parasempatik sinir hakimiyeti vardır. İshalde kan bulunmaz. İshal korkusundan sokağa çıkmağa çekinirler. Sinirlerin bozuk olduğu günlerde şikâyetler daha da artar. Aşırı kolon duyarlığı daha çok kadınlarda bulunur. Dört hastanın üçü kadındır. Bu hastaları önce ciddî ve organik bir hastalıkları bulunmadığına ikna etmelidir. Çeşitli tahlillerle birlikte kolonoskopi mutlaka yapılmalıdır. Kolonoskopinin normal çıkması hem hastayı, hem de hekimi rahatlatır. Xanax gibi sakinleştirici ilâçların yararı olur. Bağırsak hareketlerini düzenleyen Tribudat veya Debridat forte gibi ilâçlar (3x1) , spazma bağlı karın ağrıları varsa Buscopan gibi spazm gidericiler, ishal ön planda ise Lopermid, Lomotil gibi ishal kesiciler verilir. Perhizin rolü azdır. Evde yediklerinin “gaz yaptığını”, “dokunduğunu” söyleyenler tatile çıktıklarında, gezilerde zararlı sandıkları yiyecekleri bol bol yemelerine karşın hiçbir şikâyetlerinin olmadığını hayretle görürler. Yine de ishal dönemlerinde çiğ salata ve meyveler azaltılmalı, kabız dönemlerinde ise bunlar artırılmalıdır. Stresli günlerde sakinleştiriciler alınmalıdır.
3: İshal İshal veya diyare (Greekce διαρροή = sızıntı, "akıp gitme") dışkının sık olarak sulu veya yumuşak çıkması durumudur. Dünyada ishal beş yaşından küçükler arasında ölümün ikinci büyük nedenidir (pnömoniden sonra), yılda 1,5 milyon bebek bu yolla ölür [1]. Az gelişmiş ülkelerdeki bu ölümlerin en büyük nedeni yeterince temiz suyun yokluğu ve atık su arıtma kapasitesinin yetersizliğidir; içme suyuna kanalizasyon suyu karışması da önemli bir nedendir. Nedenleri İshal bir belirti, hastalık, alerji, gıda entoleransı, gıdayla bulaşan bir hastalık olabilir. C vitamini veya magnezyumun aşırı miktarda alınmasından da kaynaklanabilir. İshalle beraber karın ağrısı, bulantı ve kusma da görülebilir. İshalin bazı özellikleri başka durumlarda da görülebildiği için ishalin tıbbî tanımı günde 200 gramdan fazla dışkı üretimini içerir. İshal, kalın bağırsağın yeterince sıvı emmemesinden meydana gelir. Normalde, hem sindirim sürecinin bir parçası olarak, hem de sıvı içmekten dolayı, yemek bol miktarda suyla karışıktır. Dolasıyla kalın bağırsağa varmadan önce sindirilmiş yemek esas olarak sıvı durumdadır. Kalın bağırsak suyu emerek kalan malzemeyi yarı katı bir hale getirir. Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir. İshalin en sıkça görülen nedeni viral enfeksiyon veya bakteriyel toksinlerdir. Sağlıklı yaşam şartlarında ve bol gıda ve su olduğunda ishallı olmak dışında sağlıklı olan bir kişi viral bir enfeksiyondan birkaç günde, en fazla bir haftada iyileşir. Buna karşın hastalıklı veya kötü beslenen kişilerde ishal ciddi su kaybına yol açabilir ve tedavi olmadığı takdirde hayati tehlike oluşturabilir. İshal ayrıca daha ciddi hastalıkların bir belirtisi olabilir, örneğin dizanteri, kolera, botulizm veya Crohn hastalığı gibi kronik bir duruma işaret edebilir. Apandisit hastalarında genelde ishal olmasa da apandis patlamasının sık görülen bir belirtisidir. Radyasyon hastalığının da bir sonucudur. Laktoz toleranssız olanlarda beslenme ishal nedeni olabilir. İshalin tedavisi hastanın kaybetmiş olduğu suyun yerini alacak miktarda ona su almasıdır, tercihan suda gerekli tuz ve bazı besinleri de sağlamış olmak için suya elektrolitler bulunmalıdır. Çoğu kişi için bundan başka bir tedavi gerekli değildir. Ancak, aşağıdaki tip ishallerde genelde tibbi gözetim önerilir. • Bebeklerde ishal; • Küçük çocuklarda orta derece veya şiddetli ishal; • Kanla karışık ishal; • İki haftadan uzun süreli ishal; • Kramp yapmayan karın ağrısı, kilo kaybı gibi genel hastalıkla ilintili ishal; • Az gelişmiş ülkelerde seyahat edenlerde ishal, çünkü parazit gibi alışık olmadıkları enfeksiyonları olma olasılıkları daha yüksektir; • Yiyecek hazırlayanlar, çünkü başkalarına bulaştırma olasılığı daha yüksektir. • Hastane, çocuk bakım, geriyatrik veya rehabilitasyon merkezlerinde ishal. Mekanizması [değiştir] İshal dört farklı mekanizma sonucu meydana gelebilir: • Osmotik ishal. Emilemiyen veya az emilen maddelerin varlığı dışkı ile bağırsak hücreleri arasında bir osmotik basınç oluşturur. Bu basınç farkı yüzünden hücrelerden su çıkar. Osmotik basınca neden olan durumlar emilim bozuklukları, bazı kabız ilaçları ve magnezyum içeren antasitlerdir. • Salgısal ishal. Bu tür ishalde bağırsak epitel hücrelerinin iyon taşıma mekanzmalarında bir bozukluk vardır, bunun sonucu aşırı su salgılaması, yetersiz su emilimi veya ikisi birlikte olur. Kolera ve enterotoksijenik E. coli enfeksiyonları böyledir. Hipertiroidizm, çölyak hastalığı, kolajenli kolit gibi hastalıklarda da bu mekanizma hakimdir. Bazı kabız ilaçları da bu yolla etki eder. • Hareketlilik değişmeleri. Bu iki farklı yoldan etki edebilir: Fazla hareketlilik: dışkı, hücrelerle yeterince uzun süre temas edemeden bağırsaktan geçtiği için taşıdığı su vücut tarafından emilemez. Bunun nedenleri arasında hipertiroidizm, spastik kolon sendromu, karsinoid sendrom, gastrektomi sonrası ve vagotomi sonrası sayılabilir. Az hareketlilik. Aşırı bakteri büyümesi olur, bu yüzden safra tuzları parçalanır bu da yağlı dışkı ve ishale yol açar. Genelde hareket bozukluklarının tanısını koymak rolduğu için diğer mekanizmalar dışlandıktan sonra kalan tek seçenek olmasıyla varlığına hükmedilir. • Eksuda ishali. İnce veya kalın bağırsağa hasar görmesi sonucu, kanda bulunan su, çözünenler ve proteinler bağırsağa geçer. İnvazif bakteri enfeksiyonları (Shigella, Salmonella) ve enflamatuar bağırsak hastalıkları bunun nedenleri arasındadır. Bu yukarda belirtilen mekanizmalar her zaman tek başlarına çalışmazlar. Örneğin enfeksiyonlu ve enflamatuar ishalde emilim bozuklukları hem osmotik ishale hem de aktif su salgılanmasına yol açabilir. Akut ishal Bu, dört haftadan kısa süren ishaller olarak tanımlanır ve enterit olarak da adlandırılır. Hemen her zaman enfeksiyondan kaynaklanır. Akut ishalde hastaya güven vermek, yeterince sıvı almasını sağlamak ve beklemek yeterlidir. Ağır vakalarda, veya hastalığın nedeninin anlaşılmasının önemli olduğu durumlarda dışkı kültürleri alınır. En sık görülen organizmalar Campylobacter (hayvan kaynaklıdır), Salmonella (O da hayvan kökenlidir), Cryptosporidium (hayvan kökenli), Giardia lamblia (içme suyunda yaşar). Daha ender olarak görülen Shigella (dizanteri) genelde insan kaynaklıdır. Kolera kalkınmış ülkelerde enderdir, genelde kanalizasyon suyunun kullanma suyuna karışmasıyla ilişkilidir. Escherichia coli da muhtemelen ishalin çok sık olarak nedenidir ama rutin teknolojiyle tanınması zordur. Bölgeden bölgeye ve ülkeden ülkeye E. coli tipleri farklılık gösterir. Virüsler, özellikle rotavirüs çocuklarda yaygındır. Norwalk virüsü enderdir. Toksinler ve gıda zehirlenmesi ishalin nedenleri arasındadır. Bunların arasında stafilokok (genelde süt ürünlerini hazırlayan birisinde enfekte olmuş bir yaradan dolayı) ve Bacillus cereus toksinleri sayılabilir. Genelde "gıda zehirlenmesi" aslında Salmonella enfeksiyonudur. İshalin bir diğer nedeni sindirilemeyen malzeme içeren yiyecek maddeleridir, örneğin olestra. Parazit ve bağırsak kurtları da ishal yapabilirler ama bununla beraber olarak kilo kaybı, sinirlilik, kızarıklık ve anusta kaşınma da olur. En sık olarak kıl kurdu (ciddi bir tıbbi sorundan ziyade can sıkıcı bir durumdur). Diğer kurtlar, kancalı kurt, askaris ve tenya tıbbi olarak daha önemlidirler, kilo kaybı, kansızlık, halsizlik ve alerji sorunlarına neden olabilirler. Entamoeba histolytica'nın neden olduğu amip dizanterisi kanlı ishale neden olabilir. Uygun tıbbi bakım gerektirir. Kronik ishal İshalin uzun sürmesi enderdir. Bazı organizmaların neden olduğu ishal yıllarca sürse de uzun vadeli bir hastalık yapmaz. Böyle durumlarda genelde hasta zamanla düzelir ama taşıyıcı olur, yani hasta olmadan enfeksiyonunu sürdürür. Özellikle yiyecek servisi yapanlar ve kurumsal işçiler için bu durum tedaviyi gerektirir. Parazitler (amip ve kurtlar) mutlaka tedavi edilmelidir. Salmonella insanlarda görülen en sık inatçı bakteridir. Emilim bozukluğu Bunlar genelde ciddi tibbi sorunlardır. Emilim bozukluğu (malabsorpsiyon) ince bağırsağın gıdayı ememe sorunudur, bazen sorun pankreastan da kaynaklanabilir. Nedenleri arasında şunlar sayılabilir: çölyak hastalığı (bir buğday ürünü olan glutene tahammülsüzlük), laktoz intoleransı, früktoz emilim bozukluğu, pernisyöz anemi (Vitamin B12 emilim bozukluğundan kaynaklanan bağırsak bozukluğu), pankreas salgı bozuklukları (kistik fibröz veya pankreatit sonucu olabilir), kısa bağırsak sendromu (ameliyatla bağırsağın alınmış olması), radyasyon fibrozu (genelde kanser tedavisinin ardından olur) ve bazı ilaçlar (kemoterapide kullanılanlar gibi). İnflamatuar bağırsak hastalığı İki tip vardır, benzer özellikleri vardır, nedenleri bilinmemektedir: • Ülseratif kolit, kronik kanlı ishal ve kalın bağırsağın rektuma yakın bölümünün enflamasyonudur. • Crohn hastalığı, kalın bağırsağın belli kısımların ve çoğu zaman ince bağırsağın uç kısımlarını etkiler. Spastik kolon sendromu Spastik kolon sendromu (Huzusuz barsak sendromu). Tanımlayan belirtileri: son 3 ay boyunca haftada en az 3 gün süren, dışkılama ile giden karın rahatsızlığı veya ağrısı, anormal dışkı (ishal, kabız veya her ikisi) veya dışkılama sıklığı.[2] . Bu sendromun belirtileri gıda alerjisi, infektif ishal, çölyak ve enflamatuar bağırsak hastalığı gibi çeşitli durumlarda görülebilir. Belirtilere neden olan durumun tedavi edilmesi genelde ishal sorununu çözer.[3] . Spastik kolon sendromu aşırı bağırsak duyarlılığı (visseral hipersensitivite) yapabilir. Tanısı konmamış Spastik kolon sendromu'nin doğrudan bir tedavisi olmamasına karşın onun belirtileri, ishal dahil olmak üzere, beslenme değişiklikleri, çözünür lifler ve ilaç tedavisi ile kontrol altında tutulabilir. Diğer önemli nedenleri • İskemi kaynaklı bağırsak hastalığı. Genelde yaşlı insanlarda görülür ve tıkanmış arterlerden kaynaklanır. • Kalın bağırsak kanseri. Bazı bağırsak kanserlerinde ishal görülebilir. Kalın bağırsak kanserinde sık görülür. • Hormon salgılayan tümörler. Bazı hormonlar (örneğin serotonin) aşırı miktarda salgılanırlarsa (genelde bir tümör tarafından) ishale yol açabilirler. • safra tuzlarının ince bağırsakta emilmek yerine kalın bağırsağa geçmeleri, ishale neden olabilir. Safra tuzu ishali safra kesesi ameliyatının bir olası yan etkisidir. Genelde bir safra tuzu ayırıcısı olan kolestiramin ile tedavi edilir. Alkol Kronik ishal alkol tüketiminden de kaynaklanabilir[4]. Alkol tüketimi vücudun su emme yeteneğini azaltır. Çok alkol almanın ardından akşamdan kalma durumunun bir belirtisidir. Alkol bağırsak hücrelerinden emilince onların su emme yeteneğini kaybetmelerine ve aksine, su salmalarına neden olur. İshal, alkol detoksifiye edilip sindirim sisteminden atılana kadar, birkaç saat sürebilir. Bu tür ishalin şiddeti ve süresi alınan alkolun miktarı ve fizyoljik farklılıklara bağlıdır. İshalin tedavisi 1. Gerekli şekilde dengelenmiş elektrolitlerle vücudun su oranı korunmalıdır. İshalin her türü için, hatta dizanteri için dahi bu en uygun tedavidir. Elektrolitle dengelemeden bol miktarda su içmek elektrolit dengesizliğine yol açabilir ki, bu ender durumlarda ölümcüldür (su zehirlenmesi). 2. Düzenli olarak, sık ve küçük öğünler şeklinde yemek yenmeli. Çok hızlı yenmemeli ve içilmemeli. 3. Bazen, özellikle çocuklarda, su kaybı hayati tehlike yaratabilir ve damardan sıvı verilmesi gerekebilir. 4. Oral rehidrasyon terapisi. Ağızdan bir tuz veya şeker çözeltisi almak şeklinde olur. 5. Opioitler. Enfeksiyon kaynaklı ishal için opioit ve türevleri alınmamalıdır, çünkü hastalığın süresini artırırlar ve taşıyıcılığa dönüşme riskini artırırlar. Opioitler en etkili ishal ilaçlarıdır. Başlıca etki mekanizmaları peristalsisi engellemektir. Loperamide (Imodium olarak da bilinir) en sık alına ishal ilacıdır. Diğerleri (artan etki gücü sırasına göre) : Lomotil (diphenoxylate veatropin); Motofen (difenoxin ile atropin); kodein; paregoric (camphorated tincture of opium), afyon suyu (laudanum); ve morfin. En güçlü opioitler kronik ishal (örneğin AIDS komplikasyonlarından doğan) için saklanır. 6. Antibiyotikler. Eğer ishalin nedeninin bir bakteri olduğundan şüpheleniliyorsa ve kişi tıbben hastaysa antibiyotik kullanımı gerekebilir. Parazit kaynaklı ishal (örneğin giardiasis) de uygun antibiyotikler gerektirir. Antibiyotikler rutin olarak kullanılmazlar çünkü ishalin nedeni nadiren bakteriyeldir ve kullanımları bağırsak florasını bozup ishalin daha da kötüleşmesine neden olabilirler. Clostridium difficile nedenli ishal ve psödomembranöz kolit sıkça antibiyotik kullanımı yüzünden meydana gelir. 7. Beslenme düzenlemesi. çölyak hastaları buğday ürünlerinden kaçınmalıdır. Spastik kolon sendromu olan hastalar ishalin nedeni olan gastrokolik reflekse a;iri tepkiyi azaltmak için diyetlerini değiştirebilirler. Çözünür lifli gıdalar almak, süt ürünleri yerine soya ve pirinç ürünleri kullanmak, posalı (çözünmeyen) lif oranı yüksek olan meyve ve sebzeleri yerken dikkatli olmak, düzenli ve küçük öğünler yemek spastik kolon sendromu belirtilerini azaltmakta yardımcı olur. Kaçınılması veya en aza indirilmesi gereken yiyecekler, kırmızı et, yağlı veya kızartma yemekler, süt ürünleri (laktoz intoleransı olmasa da), çikolata, kahve (normal veya kafeinsiz), alkol, gazozlu içecekler (özellikle sorbitol içerenler) ve suni tatlandırıcılar. Yapılan araştırmalar spastik kolon sendrom hastalarının yağlara, çözünmeyen liflere ve früktoza aşırı hassasiyeti olduğunu göstermiştir 8. Hijyen ve izolasyon hastalığın yayılmasını engeller. 4: Hemoroid Hemoroid Nedir? Anüste, yani makatta kanama ve meme oluşumu ile kendini belli eden bir hastalıktır. Başlangıç aşamasında sadece kanama ile belirti verir. Kanamalar sık sık olabileceği gibi üç beş ayda bir de olabilir. Hemoroitin ileri dönemlerinde anüsten dışarı çıkan, kırmızı renkli, yumuşak doku sarkıntılarına halk arasında meme adı verilir. Memeler sadece kanamalı olan ilk dönemlerden sonra oluşur. Memeli basurlar hem kanama hem de memelerin sık sık iltihaplanıp şişmeleri ile hastayı rahatsız ederler. Şişen ve kanayan memeler hastayı bedensel olarak rahatsız ettikleri gibi, iş gücü kayıplarına da yol açarlar. Hemoroit hastalığı dönemler halinde gelişir.Gelişme dört devrede tamamlanır.
 1. Devre : Sadece kanama vardır meme yoktur kanamalar tek tük olabileceği gibi üsteleyerek sık sık ta olabilir 2. Devre : Kanamalara ilave olarak memeler oluşmuştur hasta dışkılarken memeler dışarı çıkar dışkılamadan sonra ayağa kalkınca memeler kendiliğinden anüsten içeri çekilirler 3. Devre: Tuvalette dışkılama esnasında dışarı çıkan memeler tuvalet sonrası kendiliğinden anüs içine dönmezler hastanın elle yerleştirmesi, içeri itmesi gerekir. İçeri itilen memeler tuvalet sonrası dışarı çıkmazlar bir sonraki tuvalete kadar içerde kalırlar 4. Devre: Memeler her zaman dışarıdadır. El yardımı ile içeri itilen memeler kısa sürede dışarı tekrar çıkarlar. Hastanın huzur ve rahatı büsbütün kaçmıştır, günlük çalışmalarını ve mesleğini icra etmesi büyük ölçüde aksar. Hemoroid Oluşmasında Etkili Olan Faktörler: • Kronik kabızlık ve ishal • Kötü beslenme alışkanlığı • Tuvalet ihtiyacını ertelemek • Tuvalette uzun süre oturmak • Yaşlılık • Hamilelik • Sedanter yaşam • Kalıtım ( tam kanıtlanmış değil) Hemoroidin Belirtileri : • Kanama • Kaşıntı • Islaklık • Akıntı • İltihap • Ağrı • Şişme • Ağrılı büyük abdest • Meme Hemoroidin Teşhisi : Sadece muayene kesin teşhis için çoğunlukla yeterlidir. Hastaların çok az bir kısmında rektoskopik muayene ( optik cihazla anüs ve kalın barsak içine bakılması ) gerekebilir. Hemoroidin Karıştırıldığı Hastalıklar : • Anüs ve kalın barsak kanserleri • Kalın barsak ülser ve iltihapları • Fissür ( çatlak ) • Apse ve fistüller hastalar tarafından hemoroit olarak değerlendirilebilir. Deneyimli bir hekim bu hastalıklarla hemoroiti kolayca ayırt eder. Hemoroidden korunma Özellikle ailesel yatkınlığı olanların dikkat etmesi hastalığın oluşumunu ciddi ölçüde engelleyebilir.Bunun için en önemli şey tuvalette kalış süresi ve ıkınma şiddetidir. 
Bol posa içeren gıdalar(sebze,meyve,kepek) çok tüketilmeli. Barsaktaki posa miktarı barsağın daha hızlı çalışmasını sağlayarak kabızlığı ve paralelinde tuvalette rahat boşalmayı sağlar.En fazla posa bırakan gıda kepektir bunu için mutlaka her öğünde kepekli(market tipi)ekmek tüketilmeli.Kepekli ekmek bulunamıyorsa yada yenilemiyorsa iri taneli bulgur kepeği günde bir su bardağı kadar tüketilmelidir. Gıda hemoroid ilişkisinde sadece tüketilen posalı gıda miktarına dikkat etmek yeterlidir. Acı gıdalar: Acının bilinenin aksine hemoroid yapma özelliği yoktur ancak acı yendiğinde tam boşalamama hissi sebebiyle gereksiz yere çok ıkınılması önemli bir hemoroid sebebidir.Kontrolsüz bir şekilde aşırı derecede ıkınmamak kaydıyla acı yemenin hiçbir sakıncası olamaz. Su tüketimi: Normal şartlarda tüketilenin üstünde su veya sıvı gıda tüketiminin barsak alışkanlığı üzerinde hiçbir etkisi olmadığından hemoroidden korunmada etkisinden söz edilemez.Ancak alınan posanın daha iyi su tutması için normal ölcülerde su içilmelidir. TUVALET ALIŞKANLIĞI: Hemoroid oluşumunda en önemli etkendir ve mutlaka çok dikkat etmeyi gerektirir. -Kabızlığı mutlaka çözünüz. -Kabızlığınız olsada olmasada dışkılama ihtiyacı tam belirginleştiğinde gidin "galiba tuvaletim gelecek " diye tuvalete gidip beklemeyiniz,tuvalete asla okuyacak bir şeyler götürmeyiniz. -Nerde olursanız olun asla dışkılama ihtiyacınızı ertelemeyiniz . -Dışkılarken ilk oturduğunuzda çıkan 80-90 gramlık kısmı çıkardıktan sonra ıkınmanız gerekecekse ıkınmayıp geri kalanı bir dahaki dışkılamaya bırakınız. -Tuvalette 1.5-2 dakikadan fazla kalmamaya özen gösteriniz. -Tuvalete sadece dışkılama ihtiyacı için gidiniz dişinizi fırçalamanız gerekiyorsa onu biraz sonra yapınız böylece dışkılama için ayırdığınız süreyi da net bilirsiniz. -Mümkün olduğunca günün aynı saatlerinde dışkılamaya gidiniz,özellikle kahvaltı sonrası gitmeyi alışkanlık haline getiriniz. -Sigara içiyorsanız (binlerce zararının olduğunu bile bile) mümkün olduğunca kahvaltıdan hemen sonra ve tuvalete girmeden birkaç dakika önce 1 tane içiniz bu daha rahat dışkılamanızı sağlayacaktır.(sigara tiryakisi değilseniz böyle bir girişimde bulunmayınız) -Mümkünse Türk tuvaletini kullanınız.Dizlerin karna basınç yapması sebebiyle daha rahat dışkılarsınız,rahatsız bir pozisyon olduğu için daha çabuk çıkma ihtiyacı duyarsınız. -Uygun olduğu durumlarda ılık suyla tahretleniniz. -Kendinize her zaman giderek daha rahat dışkıladığınız telkin ediniz. Bu önerilere dikkat ederek hemoroid olmaktan korunabilir,var olan hemoroidinizin derecesinin ilerlemesini engelleyebilir,hemoroidden kaynaklanan şikayetlerinizi ciddi ölçüde azaltabilirsiniz ama hemoroidinizi iyileştiremesiniz. Tedavi Yöntemleri: Hemoroidde ilaçla tedavi Tedavi;bir hastalığı iyileştirip eski haline getirmek şeklinde tanımlandığında hemoroidin ilaçla tedavi edilemeyeceği ortaya çıkar.Çünkü kullanılacak ilaçlar hemoroidal hastalığa sebep olan bağ dokusu yıpranmasını ve damarlardaki genişlemeyi eski haline getiremez.Ancak kullanılacak fitil,hap krem gibi uygulamalar hastanın hemoroidden kaynaklanan ağrı,yanma,kaşıntı,kanama, dolgunluk hissi gibi şikayetlerinin azalmasını sağlayabilir .Şikayetlerdeki azalma hastalığın iyileştiği anlamına gelmez hatta hemoroidin derecesi bile değişmez. Hemoroid ataklar halinde seyreden bir hastalıktır zaman zaman bulgularda artma olabilir bu dönemlerde uygulanacak sıcak banyo,krem,fitil,damar büzücü ilaçlar atak döneminde şikayetlerin azalmasına yardımcı olur. Hemoroidde ameliyatsız tedavi yöntemleri Bu yöntemlerin özelliği ameliyatla elde edilecek sonucun ameliyatsız ve zahmetsiz bir şekilde sağlanmasını amaçlamaktadır. Ameliyata kıyasla avantajları ve dezavantajları vardır. Yöntemlerin genel adı fixasyon yöntemleri olarak geçmektedir. Uygulama alanında istenilen düzeyde ve kontrollü doku hasarı oluşturulur. Oluşan bu hasarı takiben doku kendini yeniler ve yıllar önceki sağlıklı ve sağlam yapıyla iyileşir. İyileşme dokusu dediğimiz fibrozis gelişirken gevşemiş cevre dokuları barsağın etrafındaki sağlam dokuya yapıştırır. Genel tercih sebepleri -Ayaktan uygulandığı için işgücü kaybı olmaz -Ağrı ameliyata kıyasla %90 daha azdır. -Dışkı tutamama,gaz kacırma,makat darlığı gibi problemler görülmez. -Yataklı tedavi kurumu ve narkoz gerekmediğnden tedavi maliyeti düşüktür. -Narkoz uygulanmadığından daha risksizdir. -Özellikle utangaç insanların 1 kişiyle muhattab olmaları tedavi kabulünü artırır. Lazerle Hemoroid Tedavisi Hemoroid tedavisinde lazer (İRC) Bir anlamda ışıkla tedavi demektir.Yüksek ısı taşıyan ışık hemoroid memesine odaklanır ısınan memede 2-4 mm derinlik ve 6-8 mm genişliğinde termal doku hasarı oluşur.Ağrı sinirlerinin bittiği alanda çalışıldı için hasta bu yanmayı hafif bir şekilde hisseder.Hemoroid memesindeki bu yanma aynı zamanda o bölgedeki genişleyip varisleşmiş damarlarıda yaktığından hacmi küçülür.Derin plana ilerleyen bu kontrollü yanık zayıflamış bu alanda yeni ve sağlıklı bir doku oluşmasını sağlar. Kalın barsağın son kısmının çevresel dokuya yapışmasıyla (fixasyon etkisi) hemoroide eşlik eden makat sarkmasıda düzelmiş olur.Hemoroidde kanama varsa kanayan damarlarda pıhtı oluşacağından kanama uygulama anında durur. Lazerle ameliyatsız hemoroit tedavisinde: -Uygulamadan sonra ağrı olmadığından kişi hemen işine dönebilir -Uygulama ağrısız olduğundan narkoz gerektirmez -Kanama ya hiç olmaz yada ameliyata kıyasla belirgin ölçüde az olur -Tedavide neşter gibi kesici alet kullanılmadığından kaslar hasar görmez -Makat kasları kesilmediğinden dışkı ve gaz tutamama problemi yaşanmaz. -Geniş doku çıkarmak gerekmediğinden makat darlığı gelişmez. Ayrıca tedavi ayaktan uygulandığından hasta ayni gün işine dönebilmektedir.Ameliyattan sonra 2 ay süren istirahat süresi ameliyatsız tedavilerde 1 gün sürmektadir.Yapılan ameliyata bağlı olarak tekrarlama ihtimali %20 civarındayken lazerle tedavide etkilenen doku daha kontrollü olduğundan tekrarlama ihtimali çok azdır.Ameliyatsız tedavi narkoz,ameliyathane şartları ve hastanede yatmayı gerektirmediğinden daha ekonomiktir.8-10 dakika süren tedavi boyunca hasta iki kişi ile muhatap olmakta ve tedirginlik yaşamamaktadır ve bu durum utanma duygusu sebebiyle tedavisini erteleyen hastalar için iyi bir seçenek olmaktadır. Hemoroidde bandligasyonu (lastikle boğma yöntemi) Hemoroid memesini içine çekip barsağa yakın tarafına küçük lastik halka atan alet yardımıyla yapılır.Memenin köküne konan lastik halka memeye gelen kanı tamamen keser beslenmesi bozulan basur memesi 3-6 gün içinde çürüyüp düşer.Hemoroid hacim kaybettiği gibi zeminde oluşan iyileşme dokusu sarkma eğiliminde olan gevşek dokuda daha sağlam bir yapılanma sağlar.İyileşme süresince oluşan fibrozis aynı anda sarkan dokuları cevresel dokulara yapıştırarak sarkmayı iyileştirir. AVANTAJLARI: -Ağrı ameliyata oranla belirgin ölçüde azdır -Kanama seyrek görülür. -Tedavi maliyeti düşüktür. -Dışkı tutamama gaz kaçırma gibi problem yaşanmaz -Makat darlığı gelişmez -İşgücü kaybı azdır(1-2 gün istirahat gerekebilir) -Tekrarlama ihtimali azdır -Uygulaması kolaydır. -Narkoz gerekmez -Kısa sürede uygulanır (8-10 dakika) -Hastanede yatmak gerekmez. -Ofis şartlarında yapılabilir. DEZAVANTAJLARI: -20 Dakika -4 saat arası süren bir dolgunluk hissi olur kendiliğinden geçer. -Seyrek olarak yanma hissi olur. -Lastik band makata yakın yere konduysa ciddi ağrı olabilir. - Şiddetli ıkınma halinde oluşan pıhtı kopup kanama yapabilir. -4.derece vakalarda uygulanamaz. -2.seans gerekebilir. -Dış hemoroidde kullanılamaz hemoroidde ameliyatla tedavi yöntemleri CERRAHİ YÖNTEMLER:İlk defa tarif eden cerrahın adını taşıyan veya yöntemi çağrıştıran isimle anılan birçok ameliyat türü vardır.Yapılan ameliyatlarda amaç aynıdır "yıpranmış dokuları uzaklaştırıp aynen eskisi gibi olmasını sağlamak". Ameliyatta meme yapmış iç hemoroid dış kısımdaki memeyide içerecek şekilde keserek alınır.Alınan yerdeki açıklık dikilerek kapatılır veya kendi haline kapanması için açık bırakılır.Ameliyattta dokuyu kesmek esastır.Kesme işleminde değişik teknolojiler kullanılmaktadır.. -Neşter(bistüri) -Laser(ışık kesme amaçlı kullanılır) -Radyofrekans (radyosurgery)(kesme işlemi radyo dalgalarıyla gerçekleştirilir) -Elektrokoter(elektrik arkının oluşturduğu ısı enerjisiyle kesme) -Plazmakinetik (elektrokoterin kanama kontrollü kesme şeklidir) -Ligasure(radyofrekansın kanama kontrollü kesmede kullanımıdır). Kullanılan teknolojinin birbirlerine önemli bir üstünlükleri yoktur.Laser ve radyofrekansta ağrı biraz daha azdır,plazmakinetik ve ligasure da kanama ve ağrı daha azdır,neşter dışındakilerin ameliyat süresi biraz daha kısadır.Genel veya lokal(bölgesel) uyuşturmayla yapılır. AVANTAJLARI: -Gerek dış gerekse her derecede iç hemoroid tedavi edilebilir. - Eşlik eden başka hastalık(fissür,fistül vs) aynı anda tedavi edilebilir. -Anüs basıncı yüksekse tekrarlama eğilimini azaltmak için düşürülebilir. -Eşlik eden makat sarkması fazlaysa aynı operasyonla düzelmiş olur. DEZAVANTAJLARI: -Ameliyat sonrası ağrı fazladır. -Kanama ihtimali vardır. -Enfeksiyon ihtimali vardır. -Kaslar kesilirse(yanlışlıkla) gaz ve dışkı kaçağı olabilir. -Çok fazla alınırsa makat darlığı gelişebilir. -Narkozla yapıldığında narkoz riki vardır. -Yoğun çalışıldığında makatta ıslaklık hissi kalır. hemoroidde yanlış bilinenler Hemoroid zamanla kanserleşebilir! Kesinlikle hayır hemoroit asla kansere dönüşmez Makattan gelen kan hemoroiddendir! Olabilir ama kanser,çatlak gibi sebeple de olur. Anne babada varsa çocuklarında da olur! Ailevi özellik çok önemli değildir. Kanaması iyileştiğini gösterir! Hayır kanaması boşuna kan kaybettiğinizi gösterir. Ameliyattan sonra dışkı kaçar! Yok diyecek kadar az rastlanan bir problemdir. İlginç tedavi yöntemleri Burada okuyacaklarınız 3450 makat hastasını tedavi etmiş bir genel cerrahi uzmanının karşılaştığı durumlardır ve bilimsel hiçbir değeri yoktur. • Gazyağı ile ıslatılmış pamuk basmak. • Acı taze biber sürmek • İğne batırmak • Jilet atmak • Taze yapılmış sıcak inek gübresinin üzerine oturmak |