-Nihat SÖZERİ
AB YOLUNDAK TÜRKİYE, AB KISTASLARI UYUM SÜRECİNDE ZORLUKLAR YAŞIYOR. BU SANCILI GEÇİŞ DÖNEMİNDE TOPLUMUMUZDA YAŞANAN BAZI OLUMSUZLUKLAR VAR. BUNLARIN AŞILMASI İÇİN HALKIMIZA VE POLİTİKACILARIMIZA TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
-Süleyman DEMİREL
1963'de Avrupa Ortak pazarı ile Türkiye arasında anlaşma yapılmıştır.
Bu tarihten günümüze kadar 42 sene geçmiştir. Geçen 42 sene zarfında ilişkilerimizde çeşitli olaylar cereyan etmiştir. Türkiye, bu kuruluşlarla olan münasebetlerini "küse-barışa" da olsa, devam ettirmiştir.
Avrupa ile münasebetlerimizde karşılaştığımız sıkıntıların kökünde Avrupa ile geçmişteki olan münasebetlerimiz yatmaktadır. Türk tehdidi, Müslümanlık; bunlar Avrupa'nın zihninde, Avrupalının zihninde ve bazen zihinlerin gerisinde, bazen önünde mevcuttur.
Avrupa Birliğine giden yol bir süreçtir. Bu süreci kısaltmak, Türkiye'nin makul olan, yapılması lâzım gelen ve savunulabilir her şeyi yapmasıyla mümkündür.
Makul olan, yapılması lazım gelen ve savunulabilirliğin ölçüsü;
üniter devlet yapımızı, ülke bütünlüğümüzü ve güvenliğimizi bozdurmamak, bunları zedeleyebilecek faaliyetlere ve bu yöndeki gelişmelere müsamaha göstermemektir.
Diplomasinin tüm imkanlarından yararlanılmalı, sabırlı ve soğukkanlı olunmalıdır.
-Nihat SÖZERİ
AB, ÜLKEMİZE ERMENİ VE KIBRIS KONULARINDA ÇEŞİTLİ DAYATMALARDA BULUNUYOR. BUNLARIN TAMAMINI KABUL EDERSEK MİLLİ KİMLİĞİMİZDEN VE ATATÜRK İLKELERİNDEN ÖDÜN VERMİŞ OLUR MUYUZ? AB'NİN HER DEDİĞİNİ KABUL ETMELİ MİYİZ? SİZİN TAVSİYENİZ NEDİR?
-Süleyman DEMİREL
Ermeni meselesi, Kıbrıs, Avrupa Birliği üyeliği, Irak veya başka bir konuda Türkiye'nin izleyeceği politika şu hususları gözetmelidir:
-Ülkenin, bağımsızlığı, bölünmez bütünlüğü ile birlik ve beraberliğinin korunması,
- Anayasa ile belirlenen düzenin, değerlerin ve kurumların sürdürülmesi,
- Halkın huzur, ve güvenliğinin hürriyet içinde sağlanması,
- Türkiye ve çevresinde insan hakları, demokrasi ve serbest ekonomiye dayanan sürekli bir barış, istikrar ve güven ortamı oluşturulması,
- Diğer ülkelerle dostluk ve ittifak geliştirilmesi,
- Ülke ekonomisinin içte ve dışta gelişip büyümesi.
1960'lı yılların başından itibaren Avrupa fikrini savunuyorum. Kendi ülkemde de kendi ülkemin dışında da bu fikre karşı olanlarla çok tartışmalar yaptım. Ancak, Türkiye AB'ye milli egemenliğinden, milli varlığından ödün vererek giremez.
Avrupa Birliğinden önce gelen Türkiye'nin birliğidir
Bir ülke, başka bir ülkenin veya bir birliğin, muhabbeti veya merhameti sayesinde ayakta durmaz, kendi gücü sayesinde ayakta durur.
Bir ülke; milli kişiliğine, tarihine, kültürüne, inançlarına, adetlerine tam sahiplik şuuru içerisinde, medeni eserler meydana getirerek, yurdu bir baştan bir başa imar veeydana getirerek ayakta durur. inşa ederek, karnı tok, sırtı pek, bugününden emin, yarınına güvenle bakan bir toplum m
-Nihat SÖZERİ
SON GÜNLERDE ADINI SIKCA DUYDUĞUMUZ "KÜRT SORUNU" GERÇEKTEN VAR MIDIR? BU DIŞ GÜÇLERİN İÇİMİZDEKİ BAZI KÖTÜ NİYETLİ ORGANİZASYONLARI HAREKETE GEÇİRİP ÜLKEMİZİN ZAYIFLATILMASINA YÖNELİK BİR OYUNU MUDUR?
-Süleyman DEMİREL
Bu ülkede yaşayan bazı insanlar kendilerini, Kürt olarak betimlemekte, kendilerine Kürt demektedirler. Ancak bu insanlar, devletin eşit vatandaşı ve kurucu sahibidirler. Güneydoğu Anadolu'da yaşayan bu vatandaşlar, milletin tamamlayıcı bir parçasıdır. Onlar ortak tarih ve müşterek bir gelecek arzusu bakımından aynı değerleri ve aynı iradeyi paylaşan bir milletin fertleridir.
Bizim, Kürt problemimiz yoktur, bizim terör problemimiz vardır, ve maalesef, insan hakları perdesi altında Avrupa bu hâdiseyi beslemiştir. Terör hadisesinin "Kürt sorunu" olarak adlandırıldığına şahit olunmaktadır. Ancak şunu herkesin iyi bilmesi gerekir ki; ne devletin bu vatandaşlarıyla ne de bu vatandaşlarımızın devletle, cumhuriyetle, demokrasiyle bir sorunu yoktur.
Bir ülkede geçmişten gelen farklılıklar vardır; olması doğaldır. Bu farklılıkları bir zenginlik olarak alıp bir millet bütünlüğü içerisinde tutmak önemlidir. Yoksa, bu farklılıkları bir ayrıcalık meselesi hâline getirirseniz, bu ülkede evvelâ o ayrıcalığı yapanların huzuru kaçar.
Bizi bölmek, parçalamak isteyenler var mı? Var, güçleri yeterse... Bizi parçalarlar korkusuyla yaşamak da doğru değildir. Parçalanırız intibasını dışarıya vermemek lazımdır. Bunun yolu da devlet ile milletin kaynaşması, milletin iç içe olması ile Cumhuriyete ve devlete sadakattir.