*Bakın Amerika Kızılelmadan korktuğunu ilan etti. Diyorki Amerika; Türkiye’de solcusu, sağcısı kim varsa Kızılelmaya destek veren bunu önleyelim, diyerek korkusunu ifade ediyor.
*Tarikatlar vatan düşmanıdır, ülke düşmanıdır, bu basite alındığı gibi bir layikliği ihlal olayı değildir, vatan düşmanıdırlar bizi en çok bu yanı ilgilendiriyor. Feytullah hoca tam bir Amerikan güdümlü büyük bir örgüt kurmuştur dünya çapında. Kazakistan’dan Çin’e, bilmem Endonezya’dan Sirilanka’ya kadar tam bir Amerika tarikatlar ağı kurmuştur.
Ama, belleri kırılacak.
Sevr diyenler Türkiye’nin Kurtuluş Savaşını yeniden göze almalılar, yeniden Ege Denizine dökülmeyi göze almalılar. Yine denize dökülecekler, İzmir’e mesajım; bunlara güzel bir banyo yapacakları deniz hazırlasınlar.
İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek “11. İş - Ekmek - Vatan Kurultayı” na katılmak üzere İzmir’e geldi. Perinçek, Fuar Golf Salonda yapılan kurultayın ardından “Avrasya Gazetesi” ne önemli açıklamalarda bulundu.
* Sayın Perinçek, İzmir ziyaretiniz ve çalışmalarınız hakkında bilgi verirmisiniz.?
- Bugün Türkiye’de vatanı savunan, Türkiye ekonomisini savunan, Atatürk devrimlerini savunan bir kuvvet var. Bu kuvvet büyük şehirlerde, Sekalarda, Tüpraşlarda, Eskişehirlerde, Tekellerde ve limanlarda mücadele etmektedir. İşte biz aynı Atatürk’ün Kuvai Milliye mücadelesi gibi mücadele eden bu kuvvetleri işçi kurultayları yaparak biraraya getiriyoruz ve önümüzdeki sorunları çözüyoruz. Bu kurultayların 11’ncisinide İzmir’de gerçekleştirdik. İşçi sınıfının Türk Bayrağı altında toplanması çok önemli bir gelişmedir, bu önümüzdeki döneme ait işaretler içeren bir olaydır.
* Bu ziyaretiniz sırasında şehrimizi gezip görmüşsünüzdür, gerek fiziki gerek idari gözünüze çarpan bir değişiklik varmı. Birde, İzmir hakkındaki görüşleriniz nedir.?
- İzmir körfezi gitti, Türkiye’de elli yılda yapılan fabrikalara değişmem İzmir körfezini. İzmir’e yatırım yok, körfezde denize giremiyorsun, balığını yiyemiyorsun, balıklar ölmüş. Onun için bizim kamucu, halktan yana, özel çıkarını değil toplumun çıkarlarını öne çıkaran bir ekonomik sisteme yönelmemiz lazım. O da Atatürk’ün halkçı, devletçi planlı ekonomisidir. İzmir bana bunu düşündürüyor. Halkçı, devletçi, planlı bir ekonomi uygulamadığın zaman İzmir falan olmaz, her şey aldatıcı olur ve hepsi aldatıcıdır. Bunun için diyorum, körfezi kaybeden İzmir’e elli tane fabrika yapsan ne olur onları da kaybeder. Onun için bizim bu özel çıkara dayanan ekonomik sistemini sorgulamamız lazım.
* Özelleştirme ve esnafın durumu deyince ilk aklınıza gelen şeyler nelerdir.?
- Türkiye’de esnafı savunan tek siyasi parti İşçi Partisi dir. Neden; o İMF programı tarıma destekleri kaldırarak, gümrükleri kaldırarak, paranın giriş çıkışına sınırı kaldırarak ve özelleştirme yoluyla esnafı mahvetmeyi hedeflemektedir. Bütün bu uygulamalar Türkiye’yi, esnafı yoksullaştırdı, tarıma destekleri kaldırarak köylüyü yoksullaştırdı, gümrükleri kaldırarak bütün bir milleti mahvetti, özelleştirmeyle işçiyi tasviye etti ve yoksullaştırdı. Bu insanlar gidip çarşıda alış veriş yapıyor, bu insanları çökerttiği zaman çarşılar kara bağlıyor, kepenkler iniyor, siftahlar yapılmıyor. İşçi Partisinin politikaları esnafı düşünen politikalardır. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün bana telefon eder arada bir, ve der ki; ‘Valla bizi düşünen, esnafı düşünen, halkı düşünen tek parti İşçi Partisi’ der. Çünkü esnafın yüzünü güldüren tek olay piyasadaki taleptir. Talebi ne yaratır; işçinin ve memurun maaşı, köylünün aldığı taban fiyat ve bunların üretiminin artması. Bu, yabancı ile ticaret serbesliği verilerek hipermarket - süpermarket derken esnaf tasviye ediliyor. Filler girdi Türkiye çarşılarına, süpermarket - hipermarket bunlar fil. Filler girdi bizim esnafımız perişan. İkincisi, ödenekleri kaldırdığın zaman ne olur, yabancı mallar girer. Yani tilkiler girer tavukları boğazlar, tavuklar kim, bizim esnaflarımız.
* Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’in yeni TCK’da ‘Kaçak Kuran kurslarına af’ öngören maddeyi veto etmesini nasıl yorumluyorsunuz.
-Cumhurbaşkanı’nın vetosu doğru bir karardır ve bütün özlemlere uyan bir vetodur.
* Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP, sizce Türkiye’yi nasıl idare ediyorlar.?
- Tayyip Erdoğan iktidarı Cumhuriyeti yıkmak için memur edildi ve bir Amerika operasyonu ile Türkiye’nin başına oturtuldu. İşleri İMF reçetelerini uygulamak. Daha önce Turgut Özal, Tansu Çiller iktidarlarının başına ne geldiyse bunların başına da aynı iş geldi. Batıdan Türkiye’ye dayatılan programları uygulayanlar iflah olmuyor, bir iki yıl sonra sallanmaya başlıyorlar ve devriliyorlar. Bu hükümetin de üç yıl içerisinde gerçek yüzü ortaya çıktı. Ki, biz onu daha en başta söylemiştik. Onun için bu hükümet gidicidir, Cumhuriyeti yıkmaya kalkıştı kendisi yıkılacaktır. Mesele; bunun yerine neyi koyacağız, buna yoğunlaşmamız lazım.
* Partinizde emekli askerlerin yoğunlaştığı şeklinde söylentiler var, doğru mu.?
- Doğrudur. Mustafa Kemal, Enver Paşa, Balkanlarda dağa çıkan Sabri Beyler, Sakarya’da, Kurtuluş Savaşında düşman süngülerinin üzerine er gibi koşan subaylar, yedek subaylar; Türk ordusunun böyle bir geleneği var. Bu gelenek söndürülüp ortadan kaldırılamaz. Vatan tehlikeye girince emekli subaylar da bakıyorlar Türkiye’de bu tehditleri göğüsleyen, cesur, doğru tavır alan bir tek İşçi Partisi var buna katılıyorlar.
* İşçi Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi bazan meydanlarda birlikte görülüyor, bunu neye bağlıyorsunuz?
- MHP ile keşke birlikte hareket edebilseydik ama hiç bir zaman birlikte hareket edemedik. Ama, MHP’nin tabanındaki o bir çok vatan sever bu faaliyetlerimize katılmaktadır, vatanı savunan bir çok eyleme katılmaktadırlar bu bizi çok memnun etmektedir. Kızılelma’ dendi buna, bütün dünyada şimdi ‘Kızılelma’ zafer kazanıyor. Fransa’da Kızılelmacılar zafer kazandı, Hollanda da Kızılelmacılar kazandı. Yani, ulusal devleti savunan solcular, sosyalistler ile vatan severler, tabi bu zamana kadar sağcı diye adlandırılan aşırı milliyetçiler Amerikan emperyalizmine karşı biraraya gelmektedirler. Türkiye’de de bu oluyor ve bundan sonra daha fazla olacak.
* Yani Kızılelmanın içinde mi siniz.?
- Kızılelmanın başındayız.
* Türkiye’de Kızılelma kazanacak mı.?
- Bakın Amerika Kızılelmadan korktuğunu ilan etti. Diyorki Amerika; Türkiye’de solcusu, sağcısı kim varsa Kızılelmaya destek veren bunu önleyelim, diyerek korkusunu ifade ediyor. Zaten Kızılelma olayı ortaya çıkmadan öncede CIA nın kontrol ettiği basın kuruluşlarında ‘Türkiye’de Kızılelma geliyor’ diye yayınlar yapılmıştı, şimdi de bu tür yazılar sıklaştı.
* Son günlerde tarikatlara yönelik çıkışlarınız var bunun sebebi nedir?
- Türkiye’deki bütün tarikatların arkasında Amerikan emperyalizmi var. Çoğu Amerikan emperyalizmi tarafından örgütlenmektedir. Zaten bu eskiden beri böyle. Birinci Meşrutiyette de İngiliz emperyalizmi bu tarikatları örgütlüyordu, Tanzimat döneminde de Fransızlar yaptı. Bunları örgütleyerek Atatürk’ün üzerine sürmediler mi? 23 Nisan’da Meclisi açınca Atatürk, Kızılcahamam, Akyazı, Hendek, Bolu, Düzce, Biga, Konya, Bozkır, Yozgat, buralarda bu tarikatları örgütleyerek bizi Kurtuluş Savaşında boğmaya kalkmadılar mı?
Tarikatlar vatan düşmanıdır, ülke düşmanıdır, bu basite alındığı gibi bir layikliği ihlal olayı değildir, vatan düşmanıdırlar bizi en çok bu yanı ilgilendiriyor. Feytullah hoca tam bir Amerikan güdümlü büyük bir örgüt kurmuştur dünya çapında. Kazakistan’dan Çin’e, bilmem Endonezya’dan Sirilanka’ya kadar tam bir Amerika tarikatlar ağı kurmuştur.
Ama, belleri kırılacak. Türkiye’nin bağımsızlığına, Cumhuriyete göz dikmişlerdir, onu yıkan kendisi iflah olmaz ve perişan olur. Göreceğiz önümüzdeki dönem, zaten telaş almış, son ‘Aksiyon’ dergisinde bana karşı bir kampanya başlattılar, bütün gazetelere ilan verdiler. Aksiyon dergisindeki son cümleyi okuyun, korku içinde oldukları o cümlede var. Aksiyon dergisine o haberi yazanlarında emniyet içindeki Feytullahçı örgüt olduğunu zaten okuduğun zaman görüyorsun.
Piyasaya büyük bir parayla giriyorlar, paranın gücü ve dini kullanarak, insanların hissel samimi inançlarını kullanarak, o zavallı, şehirlerde yapayalnız kalmış insanlarımızı paranın ve kutsal inançların gücüyle örgütlemektedirler. Arkalarında Amerika var, Amerika’yı çekin bunlar iki gün barınamazlar.
*İzmir halkına bir son sözünüz var mı?
- Sevr’den bahsediliyor, Sevr’den sonra Lozan gelmiştir. Bende şunu söyleyeyim; Türkiye bir daha o Lozan’ı gerçekleştirecektir. Lozan’ı da nasıl gerçekleştireceğimizi bütün Dünya Kurtuluş Savaşıyla görmüştür. Sevr diyenler Türkiye’nin Kurtuluş Savaşını yeniden göze almalılar, yeniden Ege Denizine dökülmeyi göze almalılar. Yine denize dökülecekler, İzmir’e mesajım; bunlara güzel bir banyo yapacakları deniz hazırlasınlar.